|
|
 |
Küresel ısınmanın da etkisiyle sıcaklık oranı artan Kızıldeniz'den, Süveyş kanalını geçerek Akdeniz'e göç eden zehirli balon balığı, Ege’den geçip Marmara Denizi'ne ulaştı. Temas halinde karın ağrısı, ishal, dudaklarda ve ağız içerisinde uyuşmaya neden olan Balon Balığı, İsrail'de ölümlere de yol açtı. Küresel ısınmanın etkileri ile besin alanlarının uygun olması nedeniyle Akdeniz ve Ege'ye göç eden balon balığını Türkiye'de yiyen kedilerde de ölümler görüldü. “Faydası yok, zararı çok,” olan bu balık balıkçıların başının belası oldu.Marmara’da balıkçı ağlarına takılan 5 adet balon balığı mumyalanarak İstanbul Gürpınar’da bulunan Deniz Canlıları müzesinde yerini aldı.
İstanbul'un tanınmış balıkçılarından Balıkçı Kenan, dünyada eşine rastlanmayan balık müzesine 1 ton ağırlığındaki 2 köpekbalığı mumyası, birbirinden farklı deniz taşları ve deniz yıldızlarından sonra şimdi de Marmara’da yakalanan balon balığı mumyasını da ekledi. Gürpınar’da oluşturulan ve yüzlerce kurutulmuş deniz canlılarından oluşan müze, ziyaretçilerin akınına uğruyor. Ziyaretçiler, ancak filmlerde görebilecekleri devasa köpekbalıklarına dokunabilmenin hem mutluluğunu hem de korkusunu yaşıyorlar.
Yıllardır biriktirdiği mumyalanmış haldeki deniz canlılarını Gürpınar’da oluşturduğu balık müzesinde halka açan Balıkçı Kenan Restoranlarının sahibi Kenan Balcı, bütün İstanbullulara, müzeyi ziyaret edip, deniz canlılarını yakından tanımaları için çağrıda bulundu. Deniz canlıları müzesine, uzak denizlerde yaşamasına rağmen bu yıl ilk kez Marmara Denizi’nde rastlanan balon balığını da ekleyen Balıkçı Kenan Balcı, bu balıkla ilgili de bilgi verdi. Mumyalanmış haldeki Balon balığının zararlarını ve balıkçılara verdiği zararları anlatan balıkçı Kenan Balcı, “Bu yıl balıkçılarımızın korkulu rüyası haline gelen bu balık ağları parçalayıp, ağlardaki balıklara verdiği zararla gündeme geldi. Şimdiye kadar karasularımızda rastlanmayan bu balık ilk kez Marmara Denizi’ne kadar girdi ve mumyalandıktan sonra müzemize katıldı” dedi. Açıldığı ilk günden buyana ziyaretçilerin akınına uğrayan Balıkçı Kenan Deniz Canlıları Müzesi’nde kurutulmuş yüzlerce deniz canlısı türü bulunuyor. Balıkçı Kenan balık müzesinde önce kurutulmuş deniz canlılarıyla ilgili bilgi alan ziyaretçiler, daha sonra da tesisin alabalık havuzlarını gezme şansı buluyorlar. Vatandaşların müzeyi ziyaretleri sırasında, koleksiyondaki türlerin devasa büyüklüğü karşısında da etkilendikleri gözleniyor. Balıkçı Kenan müzesinde yer alan koleksiyon içindeki; dev orkinos iskeleti, kurutulmuş yengeçler, ahtapot, köpekbalıkları ve canlı balıkları ayrı ayrı tanıyıp hatıra fotoğrafı çektiren vatandaşlar daha sonra restoran bölümünde balık ziyafetinin keyfini sürüyor.
İstanbulluların Deniz Canlıları Müzesine gösterdiği ilgiden çok memnun olduğunu söyleyen Balıkçı Kenan Tesislerinin sahibi Kenan Balcı, “Kurutulmuş, onlarca çeşit deniz canlısını tesislerimizde sergiliyor ve her geçen gün türlerin arasında yenisini ekleyebilmek için gayret gösteriyoruz. En son yine geçen aylarda Marmara Denizi Gürpınar açıklarında balıkçılarımızın büyük bir uğraşla tekneye çektikleri 1 Ton ağırlığındaki devasa köpekbalığını sergilemiştik. Bir hafta boyunca sergilediğimiz köpekbalığını da mumyalaştırarak müzemizdeki türlerin arasına kattık. Bütün İstanbullular, çocuklar, yetişkinler herkes diledikleri zaman gelebilir, müzemizi gezebilirler. Benim özellikle anne ve babalara bu konuda bir çağrım var. Çocuklarını getirsinler, müzeyi gezdirip deniz canlılarını tanıtsınlar. Ülkemizin 4 bir yanı deniz, çocuklarımızın da deniz canlılarını yakından tanıyıp, bilgi sahibi olması gerektiğini düşünüyorum. Karasularımızda yaşayan canlılarımızı daha iyi tanıyabilmeliler. Kitaplar üzerinden görebildikleri deniz canlılarını burada doğrudan inceleyip tanıma imkânı bulabiliyorlar, dokunma şansı bulabiliyorlar. Balık müzemize; büyüğünden küçüğüne herkes büyük bir ilgi gösteriyor” diye konuştu.
|
Doğu Akdeniz sahillerinde bol miktarda avlanan ancak, bugüne kadar sadece turistler ve sosyo-ekonomik seviyesi yüksek kesim tarafından tercih edilen mavi yengeci, Mersin'de, yerli halkın da keşfettiği, daha önce bu deniz ürününe tiksinti ile bakanların şimdi severek tükettikleri bildirildi.
Yüksek protein değeri, doymamış yağ asitleri ve yararlı mineralleri ile Avrupa ülkelerinde bolca tüketilen, Türkiye'de ise sosyo ekonomik seviyesi yüksek ''sosyete'' diye tabir edilen kesim tarafından tercih edilen mavi yengeci, Mersin sahillerindeki lokantalarda artık yöre halkı da keşfetti.
Bu sezon Doğu Akdeniz'de bol miktarda avlanan mavi yengeç, mersin sahillerindeki lokantalarda kilosu 20 lira, porsiyonu 4-5 liradan satılıyor.
Mersin'in şirin tatil yörelerinden Silifke ilçesine bağlı Taşucu beldesinde balık restoranı işletmeciliği yapan Ali Mavili, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Göksu deltasındaki Akgöl'de yakaladıkları mavi yengeçleri müşterilerine meze olarak ya da porsiyon halinde sunduğunu söyledi.
Mavi yengecin Doğu Akdeniz'in en büyük zenginliği olduğunu, doğal denge bozulmadığı sürece bu zenginliğin devam edeceğini anlatan Ali Mavili, ''Özellikle bu sezon ağlarımız dolu döndük. Balıktan çok mavi yengeç satmaya başladık. Çünkü, yöre halkı daha önce tiksintiyle baktığı yengeci şimdi severek tüketiyor. Artık sadece turistlere değil yerli halka da satış yapabiliyoruz'' dedi.
Mavili, kendisinin de mavi yengeci ilk kez 1980'li yıllarda tattığını belirterek, şunları söyledi:
''Ben severek yerken arkadaşlarım bana şaşıyorlardı. O günden bu güne lokantaya gelen herkese, özellikle de yöre halkına lezzeti ve protein değeri ile eşi bulunmayan bu balığı tüketmesi için ısrarcı oldum. Şimdi artık bu yörede mavi yengeci sevmeyen kalmadı. Mavi yengeci, meze olarak mutlaka lokantamda bulunduruyorum. Tüketmek istemeyenlere mutlaka tattırıyor, düşüncelerini öğreniyorum. İsteyenlere haşlama ya da kızartma olarak sunuyorum. Ama daha çok kızartması tercih ediliyor.
Izgaraya konan mavi yengeçler, kömür ateşinde kısa sürede turuncu bir renk alıyorlar. Etleri ise piştikçe beyaz bir şekilde ortaya çıkıyor. Yengeç porsiyonları özel sosu ve salatası eşliğinde sunuyoruz. Ancak, yerken ayakları ve gövdesi oldukça sert olan yengeçler için özel olarak makas benzeri kırma aleti de veriyoruz.''
-''HER DERDE DEVA''-
Avladığı mavi yengeci lokantasında isteğe göre, ızgara, haşlama ya da meze olarak hazırlayan Ali Mavili'nin verdiği bilgilere göre, mavi yengeç her derde deva. Balıktan daha fazla protein değeri bulunan mavi yengeç afrodizyak etkisi nedeniyle de oldukça fazla tercih ediliyor.
Mavi yengeçlerin yenilebilir kısımları olan göğüs ve kıskaç etinde yüzde 14-16 oranında protein ve yüzde 1,4-1,5 arasında yağ bulunuyor. Bacakları kızartılan yengeç çekiçle kırılarak içindeki beyaz eti yeniyor. Başta dalyan kanalları olmak üzere Türkiye'de 15 lagünde yayılım gösteren mavi yengeç, et kalitesi ve ekonomik değeri bakımından gelişmiş ülkelerde oldukça yüksek fiyatlarla satışa sunuluyor.
|
|
Tırıvırı ile ilgili başlatmış olduğumuz çalışmalar için sizinde desteğinizi almak istiyoruz, öncelikle tırıvırı ile ilgili kısaca bahsetmek gerekirse: Naylondan imal edilen, tırıvırı (diğer adlarıyla paraşüt, tor) ucundaki kurşunla birlikte oltada kullanılarak deniz ve iç sularımızdaki balık avcılığında bilinçsizce kullanılmaktadır. Genellikle 70 cm.x100 cm. ebadında ve çeşitli göz aralıklarında örülmüş, ince misina ağdan yapılmış dikdörtgen bir perdenin ucuna takılmış kursundan oluşuyor bu alet. Su içerisindeki kök ve taşlara takılıp kalma ihtimali oldukça yüksek. Su içerisinde kalan tırıvırı 200 yılı askın süre yok olmuyor ve milyonlarca balığın, habitattaki diğer su canlılarının, su kuşlarının, kurbağaların, kısacası ortamdaki tüm canlıların yaşamına son veriyor. Türkiye'deki hemen her sulak alanda tırıvırıya rastlamak mümkün. Çünkü bu alet, ne yazık ki bir virüs gibi ülkenin dört bir yanına yayılıyor. Ülkemizde imali, satışı, kullanımı, istihsal yerlerinde bulundurulması, yasalarla tamamen yasaklanmış olmasına rağmen, denetim yapılmamasından dolayı hala imal edilmekte, bazı büyük balık malzemesi firmaları tarafından satılmakta, balıkçılar tarafından da kullanılmakta ve hatta ihracatı dahi yapılmaktadır. Balıkçıların bir çoğu, bu aletin ne olduğunu dahi bilmemekte, kimse de kendilerini bilgilendirmemektedir. Bizde çalışmalarımıza öncelikle tırıvırı virüsü ile savaşarak başlamış bulunmaktayız.
|
|